Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi

20 Yaş Dişleri

20 Yaş Dişleri

Tam gömülü 20.yaş dişleri ; genellikle sorun yaratmazlar. Fakat röntgen ile takip edilmeleri gerekir. tam gömülü olmalarına rağmen öndeki dişin köklerine baskı yapabilirler.

Kısmen çıkmış 20.yaş dişleri ; en çok sorun çıkaranlardır. Tam çıkamadıkları için öndeki dişe baskı yaparak çıkmaya çalışırlar. Üzerlerindeki diş eti parçası ( kapşon ) , zamanla arasına yemek artıklarının kaçması ve bakteri üremesi nedeniyle iltihaplanır.Dişin etrafındaki diş etinin iltihaplanması sonucunda ; ağrı , şişlik , abse oluşur. Çürük için uygun ortam oluştururlar.

Tamamen çıkmış 20.yaş dişleri ; genellikle sorun çıkarmazlar fakat çok geride oldukları için fırçalanmaları zordur. Bu nedenle ağız bakımı çok iyi olmayan hastalarda koruyucu bir önlem olarak çekilmeleri tavsiye edilir.

20. yaş dişi iltihabı veya absesinin belirtileri ;

  • Ağrı ( kendiliğinden veya üstüne basınca)
  • Şişlik ( ağız içerisinde veya yüzde )
  • Kızarıklık
  • Çene altındaki lenf bezlerinin şişmesi
  • Yutkunma zorluğu
  • Ağzın kapatılamaması veya kapatınca 20.yaş dişi üzerindeki diş etinin ısırılması , baskı olması

20 yaş diş çekimi diğer diş çekimlerinden farklı mıdır?

Yirmilik dişin konum, şekil ve boyutuna bağlı olarak uygulanacak işlemin zorluk derecesi değişir. Basit bir çekimden sonra hafif bir şişlik, ağrı ve kanama olabilir. Daha özel işlemler gerektiren bazı kompleks çekimler de uygulanabilmektedir. Diş hekiminizin alacağı önlemler ve bulunacağı tavsiyeler yan etkileri minimalize eder.

Bu çekimi takiben -dry soket- denen bir iyileşme bozukluğu yaşanabilir. Çekim boşluğunda kan birikmez ve ağrı da gelişebilir. Birkaç gün içinde durum düzelir. Ayrıca diş hekiminin tavsiyelerine uyulduğu takdirde bu olayla hiç de karşılaşılmayabilir.

İleri yaşlarda kemik yapısı yoğunlaştığı ve esneklik azaldığı için çekim zorlaşır, iyileşme yavaşlar.

20 Yaş Dişleri

Operasyon sonrası bakım

  • Yara yeri kurcalanmamalıdır. Yoksa ağrı, enfeksiyon veya kanama gelişebilir.
  • İlk 24 saat boyunca o taraf ile çiğneme yapılmamalıdır.
  • İlk 24 saat sigara içilmemelidir. Çünkü sigara kanamayı arttırıp iyileşmeyi bozar.
  • Tükürülmemelidir. Yoksa kanama artar ve pıhtı yerinden oynayabilir.
  • Kanama kontrol edilmeli. Eğer dikiş atılmamışsa steril gazlı bezle tampon yapılır. Pıhtı oluşumu için tampon yarım saat ağızda tutulmalıdır. Tampon alındıktan sonra kanama devam ediyorsa yeni bir tane konur.
  • Şişkinliğin kontrolü. Operasyon sonrası bölgeye soğuk bir tampon uygulayarak dolaşım yavaşlatılır ve yüzün şişmesinin önüne geçilir. Uygulama şöyle olmalıdır:10 dakika soğuk tampon- 10dakika ara- tekrar 10dakika soğuk tampon şeklindeki periyotlarla devam edilir.
  • İlk 24 saatten sonra her 2 saatte bir ılık tuzlu suyla ağzı gargara yapmak gerekir. Karışım 1 bardak ılık suya 1 çay kaşığı tuz koymak suretiyle hazırlanır.

Hiçbir rahatsızlık vermese de kötü pozisyonlu bir yirmilik diş niçin çekilmelidir ?

Dişin pozisyonunun bozuk olması enfeksiyon için tek başına yeterli bir sebeptir. Böyle bir durumda bahsedilen problemler mutlaka yaşanacaktır. Üstelik bu tip problemler aniden ve beklenmeyen bir zamanda gelişirler.

Yirmilik dişler, fırça ve diş ipiyle ulaşılması zor alanlarda bulunurlar. Zamanla çürümeye yol açan bakteri, asit ve yiyecek artıkları bu bölgede toplanır. Eğer diş çürür ve dolguyla restore edilmezse diş kısa zamanda iltihaplanır.

Bu dişleri temiz tutmak zor olduğundan biriken bakteri ve yiyecek artıkları kötü ağız kokusuna sebep olur.

Dişeti altında yatay (düşeyden sapmış) pozisyondaki gömük bir diş, diğer dişlerin hareketi, sıklaşması ve çarpıklaşması ile sonuçlanacak olan bir basınç oluşturur.

Gömük dişin üzerini kaplayan dişetinin altına toplanan bakteriler enfeksiyona yol açar.

Yirmilik dişin çekilmesini gerektiren haller nelerdir ?

ÇÜRÜK: Tükürük, bakteri ve yiyecek parçacıkları yeni çıkmakta olan dişin açtığı yuvada birikerek hem yirmilik dişi hem de yanındaki azı dişini tehdit eder. Bu tip çürükleri fark etmek ve tedavi etmek oldukça zordur. Ağrı ve enfeksiyona yol açan ve apseyle sonuçlanan ağır tablolar meydana gelebilir.

DİŞETİ HASTALIĞI : Kısmen çıkmış bir yirmilik dişin dişetinde bakteri ve yiyecek artıklarının depolandığı bir enfeksiyon odağı oluşur. Bu durum ağız kokusu, ağrı, ödem ve trismusa (ağzın tam açılamaması hali) sebep olur. Enfeksiyon lenfler aracılığı ile yanak ve boyuna yayılabilir. Yirmilik dişin etrafındaki bu enfeksiyona yatkın zemin her seferinde kolayca enfekte olmaya adaydır.Enfeksiyon,bulunduğu bölgeye bağlı olarak zaman zaman baş,kulak ve göz ağrılarına da neden olabilir.

BASINÇ AĞRISI: Gömülü 20 yaş dişleri, yer darlığı nedeniyle sürmeye (çıkmaya) çalışırlarken öndeki dişlere basınç uygularlar. Bu basınç sonucunda, özellikle tek köklü ön grup dişlerde kaymalar ve yer değiştirmeler oluşur. Bu nedenle özellikle ortodontik tedavi gören çocuklar ve gençlerde, 20 yaş dişlerinin sürme pozisyonları çok sıkı takip edilmelidir.

ORTODONTİK SEBEPLER: Pek çok genç birey dişlerindeki çapraşıklıkları düzeltmek için ortodontik tedavi görmektedir. Yirmi yaş dişlerinin sürme basınçları diğer dişlere de yansıyacağından diğer dişlerde de bir hareketlilik olur, çapraşıklıklar artabilir.

PROTEZLE İLGİLİ SEBEPLER: Protez planlaması yapılan bir ağızda yirmilik dişleri hesaba katmak gerekir. Çünkü, yirmilik diş çekildikten sonra değişen ağız yapısına göre yeni bir protez yapmak gerekecektir.

KİST OLUŞUMU: Gömük bir dişin sebep olduğu kistik vakalar gözlenmiştir. Kist kemik yıkımına, çene genişlemesine ve çevredeki dişlerin yer değiştirmesine ya da zarar görmesine sebep olur. Kemik yıkımını önlemek için diş çekilmeli ve kist temizlenmelidir. Nadiren bu kist çok geniş alanlara yayılırsa tümörlere dönüşebilir veya çene kemiğinde kendiliğinden kırılmalara yol açabilir.

PERİODONTAL HASTALIĞIN MEYDANA GELMESİ: Gömülü dişlerin meydana getirdiği bir başka komplikasyon periodontal sorunlara sebep olmasıdır. Alt gömülü yirmi yaş dişi ikinci moların distalindeki kemik desteğini zayıflatır ve zaten rahat temizlenemeyen bu bölgede periodontal sorunlar olabilir. Düşük dereceli bir gingivitiste bile bakteriler ikinci moların kök ucuna doğru ilerler ve ciddi bir periodontitis ortaya çıkartabilirler. Gömülü 3. moları olan hastalarda 2. moların distalinde derin periodontal cep saptanır, halbuki hastanın ağız hijyeni iyidir ve ağzın diğer bölgelerinde böyle bir problem yoktur. Maksiller 2. molarların distalindeki böyle ceplerin tedavisi alt dişlerinkine göre daha zordur. Bu şekildeki gömülü dişlerin erken dönemde çekimi periodontal problemlerin ortaya çıkmasını engeller.

KÖK REZORBSİYONU: Gömülü diş komşu olduğu ve intifa etmiş dişin kökü üzerine belli bir basınç yaparak onun rezorbe olmasına neden olabilir. Gömülü diş çıkartıldıktan sonra rezorbe olan köklerde sement tamiri olabilir veya böyle dişlere endodontik tedavi de gerekebilir.

PROTEZ KULLANIMININ ENGELLENMESİ: Dişsiz bir ağızda protez uygulamasına geçmeden önce eğer gömülü diş varsa bunların cerrahi olarak çıkartılmaları gerekir. Alveoler kretteki rezorbsiyona ve protezin baskısına bağlı olarak zaman içinde bu gömülü dişlerde pasif erüpsiyon ortaya çıkabilir. Mukozada ülserasyonlar ve odontojenik enfeksiyonlar belirebilir.

NEDENİ BELLİ OLMAYAN AĞRILARIN MEYDANA GELMESİ: Çoğu kez hastalar hekime retromolar bölgede belli bir sebep olmaksızın ağrıdan şikayetle gelirler. Eğer hastada temporomandibular eklem disfonksiyonuna bağlı bir neden yoksa çoğu zaman oradaki gömülü dişin çıkartılması ağrı şikayetinin kaybolmasını sağlayabilir.

ÇENE KIRIĞI OLMASI: Gömülü dişler çenede işgal ettikleri yer nedeniyle zayıf bir hat oluştururlar ve bu hat boyunca bir kırık meydana gelebilir. Böyle bir durumda çene fıksasyonu yapılmadan önce şayet gömülü diş bir atel vazifesi yapmıyorsa gömülü dişin çıkartılmasında yarar vardır.

İmplant

İmplant

İmplantı basit bir şekilde tanımlamak gerekirse eksik dişlerin yerine onların işlevlerini yerine getirmesi için yapılan ve çene kemiğine yerleştirilen yapay diş köküdür. İmplantlar estetik görüntü olarak sıkıntı yaratmazlar. İmplantın yapı maddesi çoğunlukla titanyumdur. Çok ileri teknoloji ile üretimleri yapılan implantlar vida şeklindedirler.

Eksik her diş için 'bir' implant gerekir mi ?

Hayır. Her eksik diş için ayrı ayrı implant kökü oluşturulmasına gerek yoktur. İmplant uygulanacak bölgeye bağlı olarak yerleştirilecek 2 adet implant 2 veya 4 adet dişin işlevini görebilir.

İlk muayenede hastanın sağlık durumunun implant uygulamasına elverişli olup olmadığı incelenir. Çekilecek panaromik bir röntgen veya volumetrik tomografi ağızdaki dişlerin durumuna göre kullanılacak diş implantının biçimi seçilir.

İmplant

Dental implantların yapımı için lokal anestezi altında çene kemiğinize implantlar yerleştirilir. Kemiğin miktarına ve kalitesine göre iyileşme süreci beklenir.İyileşme sürecindeki amaç implantın kemiğe biyolojik olarak adapte olması için geçen süredir.Bu bekleme süresinden sonra implantlarınızın üstüne daha önceden planlanmış porselen kronlarınız, köprüleriniz ya da hareketli protezleriniz yapılır.

Diş implantı basit bir cerrahi işlemle uygulanır. İster diş hemen çekilmiş olsun ister daha önceden çekilmiş olsun, aynen bir diş çekiminde yapılan basit bir prosedürle çene kemiğine yerleştirilir. Diyelim ki bir diş çektik ve implant yerleştireceğiz, diş çekilir çekilmez dişin boşluğuna implant çok kolay yerleştirilebilir. Bu ister ön diş olsun ister arka diş olsun hiç fark etmez, eğer çekilin dişin yuvası düzgünse implantı oraya yerleştirmek kolay bir işlemdir.

Diyelimki, implant daha önceden çekilmiş bir dişin yerine yerleştirilecekse, o zaman o bölgede implant için bir yuva açmak gerekir.

Bunun için implantların hazır seti vardır. Küçük frezlerle kemik delinir. Önce inceden kalına doğru yuva hazırlanır. Ve implant yerleştirilir. Bu iki şekilde olabilir, birincisi kemiği ortaya çıkarmak için diş eti kesilerek ikiye ayrılır ve implant yerleştirildikten sonra dikiş atılır, diğer şekli ise kapalı ameliyatla kemik delinir ve implant yerleştirilir. Bunda diş eti kesilmediğinden dikişe gerek kalmaz.

Bunun için implantların hazır seti vardır. Küçük frezlerle kemik delinir. Önce inceden kalına doğru yuva hazırlanır. Ve implant yerleştirilir. Bu iki şekilde olabilir, birincisi kemiği ortaya çıkarmak için diş eti kesilerek ikiye ayrılır ve implant yerleştirildikten sonra dikiş atılır, diğer şekli ise kapalı ameliyatla kemik delinir ve implant yerleştirilir. Bunda diş eti kesilmediğinden dikişe gerek kalmaz.

İmplant uygulaması genel olarak kolaydır ama bazı durumlarda zorluk yaşanabilir, mesela kemik küçükse, yetersiz ise öncelikle kemik eklemesi yapılır daha sonra implant uygulamasına geçilir.

Sinüs Boşlukları Sarkık Olduğunda İmplant tedavisi nasıl olur ?

İmplant

Üst çenede sinüsler dediğimiz sağlı sollu boşluklarımız mevcuttur. Bazı kişilerde üst arka grup dişler bu boşluklarla ilişkili olabilir. Ya da kemik erimesine bağlı olarak sinüsler implant yapımı için engel oluşturabilirler.

Sinüs lifting denilen cerrahi müdahalelerle sinüslerinizin altında kemik oluşturulabilir,sinüs boşluklarınız yukarı kaldırılabilir. Bu tip operasyonlardan sonra hekiminiz duruma göre hemen de implant koyabilir ya da 6 ay bekletebilir. Buna hekiminiz karar verecektir. 6 ay sonra kemiğiniz sinüs boşluklarının altında olgunlaştıktan sonra implant yerleştirilir.

İmplant Operasyonu Sonucu Karşılaşılabilecek Rahatsızlıklar nelerdir ?

Kanama

İlk 24 saat içinde tükrüğünüzde kanama ya da hafif kırmızılık normaldir. Eğer hızlı bir kanama hissederseniz steril gazlı bezi yaranın üzerine yerleştirin ve 30 dakika ısırsın. Eğer devam ediyorsa kliniğinizi arayın.

Şişlik

İmplant cerrahisinden sonra şişlik olması normaldir. Şişliği daha aza indirgemek için operasyondan sonra size buzlu havlu verilecektir.İlk 36 saat kısa aralıklarla buzlu kompres uygulamanızda fayda vardır.

Ağrı

Operasyondan sonra uyuşukluk geçmeye yakın doktorunuzun yazdığı ağrı kesiciyi alın. Diş çekimi sonrası hissedilen ağrıdan farklı bir ağrınız olmaz. Reçetenize yazılan ağrı kesici sizi rahatlatır. Farklı bir durum hissettiğinizde kliniğinizi ayrınız.

Burundan Kanama Gelmesi

Özellikle sinüsünüzle ilişkili olan azı dişleri bölgesine sinüs lifting denilen operasyon yapılıp implant yerleştirildiğinde burundan hafif kanama görülebilir. Eğer kanama fazla veya 3-4 günden fazla devam ediyorsa kliniğinizi arayın.

Hissizlik

İmplant cerrahisi lokal anestezi altında yapılan bir tedavidir. Anestezi etkisi 4-5 saat sürebilir. Eğer 48 saatten fazla süren uyuşukluk olursa hekiminize durumunuzu bildirin.

Başağrısı ve Başdönmesi

İmplant sonrası başağrısı ve baş dönmesi normalde karşılaşılan bir durum değildir

Gerginlikten dolayı başağrısı olmuş ise zaten 2-3 gün boyunca kullanacağınız ağrı kesicilerle geçecektir. Eğer başağrınız artıyor ve kalıcı hale geliyorsa kliniğinizi arayın. Eğer başta uyuşukluk, görmede ve duymada problem başağrısı ile beraber görülüyorsa altında başka medikal problemler aranır. Çünkü bu tip rahatsızlıkların implantla ilgisi yoktur.

Baş dönmesi nadiren de olsa implant operasyonu sonucu olabilir. Ancak ciddi bir durum değildir. Çünkü operasyon sırasında kullanılan aletlerin stresi ve yatış pozisyonunuzdan dolayı pozisyonel baş dönmesi denilen geçici bir durum görülebilir.

İmplant

Endikasyonlar ve Kontrendikasyonlar

Osseointegre implant uygulamaları yaş ve seks ayırımı olmaksızın bazı kontrendike durumlar dışında bütün bireylerde kullanılabilir. Alışılmış protetik tedavi ile sonuç alınamayacak vakalar için rahatlıkla önerilebilen bir yöntemdir.

Endikasyonlar

  • Protetik tedavi türleri ile tutuculuk sağlanamayan total dişsiz hastalar.
  • Hareketli protez kullanamayan parsiyel dişsiz hastalar.
  • Protez stabilitesini bozan parafonksiyonel ağız alışkanlıkları olan hastalar.
  • Protetik tedaviye bağlı mukoza irritasyonu ve kret rezorbsiyonu kontrol edilemeyen hastalar.
  • Kusma refleksi olan tam ve bölümlü protez taşıyamayan hastalar.
  • Endodontik veya cerrahi olarak tedavi edilemeyen dişlerde, çekimi takiben implant yerleştirilmesi.
  • Tek diş eksiklikleri.
  • Tek taraflı dişsiz sonlanan ağızlar.
  • Doğal dişlerin konum ve sayı açısından sabit protez ayağı olarak yeterli olmadığı ağızlar.
  • 16 yaşından büyük çocuklarda ortodontik ankraj olarak. Yukarıda sayılan maddeler implant çalışmasına endikasyon için yeterli nedenleri oluşturmaktadır.

Kontrendikasyonlar

  • Sert, yumuşak doku patolojileri: Benign tümör veya bunun gibi yumuşak doku lezyonlan implanttan önce tedavi edilmeli ve doku izin verirse zaman içinde implant yapılması düşünülmelidir. Kollagen ve bağ dokusu bozukluğu olan hastalarda bu bozukluğun derecesi iyi değerlendirilmeli, aktif dönemde implanttan kaçınmalıdır.
  • Yeni çekim kavitesinin bulunması: Yeni çekim kavitelerine implant uygulanabilmekle birlikte kemikte iyileşmenin olmasını beklemek idealidir. Çekimsoketinin tamamen iyileşmesi için üzerinden en az 6 ay-1 yıl geçmesi gerekir. Erken dönem iyileşmeler ise 4-6 hafta arasında gerçekleşir.Bu sürelerde yapılan radyolojik kontrolde kemik iyileşmesinin tamamlandığı görülürse implanta karar verilir.
  • İlaç, alkol, tütün çiğneme alışkanlığı olan hastalar: Bu tür kişilerin enfeksiyona dirençleri az olur, ve iyileşme gecikir. Bütün implant çalışmalarından sonra hastalara en az iki hafta alkol ve tütünden uzak durmaları söylenmelidir.
  • Kronik diabetli veya yüksek tansiyonlu hastalar: Bu hastalar iyi değerlendirilmeli, hekimi ile konsültasyon yapılmalı ve hatta kontrolsuz diabette implant hiç yapmamalıdır.
  • Mevcut dişlerin sağlıksız olması: Ağız içinde tedavi edilmesi gereken dişler varsa önceden halledilmeli, enfeksiyon kaynağı olarak düşünülen dişlerin tedavileri yapılmalıdır.
  • Ağız hijyeninin bozuk olması: İmplantın başarısı ve hastanın ağız hijyeni arasında doğrudan bağlantı vardır. Ağız bakımını üstlenemeyecek durumdaki bir kişiye hiç implant uygulamamak en iyisidir.
  • Osteoporöz tanısı olan 45 yaş yukarısındaki kadınlarda çenede kemik yoğunluğu CT ile değerlendirilmeli ve yarar zarar dengesi gözden geçirilmelidir.

İmplantın Mekanik Komplikasyonları

  • İmplant gövdesinin kırılması:

    İmplant gövdesi boyun kısmından kırılırsa ve osseointegrasyon bozulmamışsa çıkartılmayıp yerinde bırakılır. Kırılan parçanın yerine tamamlayıcı başka ara parça ilavesi ile tamir yapılır. Ama eğer gövde daha aşağı apikal kısma yakın kırıldıysa çıkartılması gerekir.
  • İmplant üst yapılarının kırılmaları:

    Üst yapıda ara parçaları implant gövdesine birleştiren vidalar, örneğin köprü simante edilmeyip vidalanacaksa bu bağlantıyı sağlayan vida veya protezin kendisi kırılabilir. Vidalar implant kanalında kırıldıkları zaman çıkartılmaları çok zor olabilir. Kırılan parçaya en ufak frez ile (0.5mm) yiv açarak ve döndürerek çıkartmaya çalışılır. Protez kırılmalarında ise yenisi yapılır.
  • İmplantın yerleşim hataları:

    implant gövdelerinin yerleri "iyi saptanmadan ve rehber şablon kullanılmadan kavite açılırsa bazen protez aşamasına gelindiğinde implantların birbirine çok yakın . olduğu gözlenebilir. Bu durumda plak kontrolü iyi yapılamaz ve protetik çalışmada da zorluklar olabilir. Böyle bir durumda en iyisi gövdelerden birisini kullanmayıp, kapatma vidası ile kapatıp yumuşak dokunun altında uyur vaziyette bırakmaktır.
  • Fonksiyonel konuşma problemleri:

    Maksilladaki total protez uygulamalarında bazen fonasyon bozuklukları olabilir. Normal konuşma yaklaşık 3 ay sonra yerine gelebilir. Bazende 1 sene sonra bile bozukluk gösteren vakalar vardır. Böyle durumlarda silikon gibi' bir maddeden yapay dişeti hazırlayarak protez ile alttaki doku arasına yerleştirilebilir. Böylece aradan hava kaçıp konuşmanın bozulması engellenir. Yapay dişe-tinin de kırılma ve yenilenme gereği, bölgenin iyi temizlenememe-si gibi sakıncaları olabilir.
  • TME problemleri:

    Başlangıçta dişsizliğe bağlı olarak başlayan TME problemleri iyi bir oklüzyon ile düzeltilebilirken tamamen aksi olarak daha kötüyede gidebilir, veya hatalı bir oklüzyon daha önce olmayan eklem sorunlarının bir başlangıcı olabilir.

Anatomik komplikasyonlar

Anatomik yapıların, örneğin n.mentalis, n.alveolaris inferior, maksiller sinüs, burun tabanı ve alt çene kenarı zedelenmeleri

Bilindiği gibi dişsiz alt çenelerde gövdelerin yerleştirildiği bölge foramen mentaleler arasındadır. Eğer iyi kontrol yapılmadan özellikle çok sayıda implant uygulanacaksa o zaman mental sinir üzerine veya çok yakınına implant yerleştirilirse parestezi ve anestezi komplikasyonları olabilir. Aynı durum implant boyu iyi ayarlanmadan alt çene posterior bölge çalışmalarında mandibular kanal perfore olursa gözlenir. Bunun için implant cerrahi işlemlerinde daha önce bahsedildiği gibi regional anestezi yerine lokal infiltrasyon anestezisini tercih ederek hasta irkilmelerine göre sinire yakınlığımızı anlamaya çalışırız. Parastezi yada anestezi gibi durumlarda hastaya antienflamatuar ilaç verilerek 4-6 hafta beklenmesi tavsiye edilir.Sarkık sinüs durumlarında bazı sistemlerin bu bölgeye uygulanacak özel implantları vardır. Bunlardan yararlanılır veya kemik yüksekliğine göre kapalı yada açık sinüs lifting işlemi yapılır.

İmplantolojide Başarıya Etken Faktörler

  • İmplant endikasyonu ve planlamasının doğru yapılması.
  • İmplant materyalinin gerekli özelliklere sahip olması
  • Uygulama metodu ve ekibin yeterliliği
  • Sert ve yumuşak dokuların iyileşme kapasitesi ve kişinin immün yeterliliği.
  • Uygulanacak geçici ve sürekli protetik tedavilerin planlama ve uygulamasının doğru yapılması.
  • Hastanın ağız hijyenine dikkat etmesi ve hekimin söylediklerini uygulaması.

Ağızda kaybedilmekte olan bir implant mutlaka bazı bulgular verir. Bu bulgular hakkında hastayı haberdar etmeli ve örneğin ağrı, ağızda tat değişikliği, kanama, pü direnajı, şişme, mobilite, fonksiyon kaybı gibi bulgular fark edildiğinde derhal hekime başvurması gerektiği anlatılmalıdır.

Sinüs Lifting

Sinus Lifting
Sinus Lifting

Sinüsler burun çevresindeki kemiklerin içerisinde yer alan hava boşluklarıdır. Bu boşluklar aynı burun içindeki mukoza gibi bir zarla çevrelenmiştir. Sinüs mukozası mukus üreterek solunuma yardımcı olmakta, mikroorganizmalara karşıda filtre görevi görmektedir.

Sinüs boşluklarının üst çenemizde yanağa denk gelen bölümüne maksiler sinüs demekteyiz. Maksiler sinüsün alt tabanı, üst çenemizde arka dişlerimizin kök uçları hizasına denk gelmektedir.

Erken yaşlarda üst çenede arka bölgede diş kayıpları yaşandığında bu bölgeye çiğneme kuvveti gelmediği için kemik erimesi olmakta ve maksiler sinüs tabanı zamanla daha aşağıya inebilmektedir.

Üst çene arka bölgede erken diş kayıplarına bağlı sinüs sarkıklığı belirli bir seviyeyi geçmişse eğer(kemik tepesi ile sinüs boşluğu arasındaki mesafe 6mm ve daha az ise), bu bölge veya bölgelere doğrudan implant yapma şansımız yoktur.

Sinüs lifting yani sinüs zarını kaldırma işlemi, implant yerleştireceğimiz kemik alanının 6mm den daha az olduğu durumlarda ileri cerrahi bir teknik olarak devreye girer.

Sinüs lifting, kemik yüzeyinde sinüs zarına hasar vermeden bir pencere açıp bu zarı yukarı kaldırmak suretiyle tercih edilen grefti (kemik materyalini) zarın kaldırıldığı boşluğa uygulanması, uygun materyallerle greftin sabitlenerek bu alanın kapatılması işlemidir.

Sinüs lifting işlemi sayesinde sinüs sarkıklığının olduğu bölgeler kaldırılıp, bu bölgeye rahatlıkla implant yapabilir. Sinüs lifting ile 1mm olan bir kemik alanını 10mm nin üzerine çıkarabilmekteyiz.

Kistler ve Apikal Rezeksiyon

Kistler ve Apikal Rezeksiyon

Apikal Rezeksiyon- Apikal cerrahi – Kök ucu cerrahisi nedir ?

Apikal rezeksiyon olarak isimlendirilen işlem kök ucunun kesilip alınması ile enfekte dokuların, patolojilerin, ilhapların, küçük çaplı kistlerin çıkartılmasıdır. Bu işlem; kök ucundaki enflamasyon ve enfeksiyonun kök kanal tedavisi veya bu tedavinin tekrarına rağmen iyileşmemesi yada ilişkili kronik patolojinin varlığı halinde ilgili dişi ve çevresini sağlıklı bir yapıya kavuşturmak için yapılmaktadır.

Apikal Rezeksiyon Operasyonunun Yapıldığı Durumlar:

  • Diş kökünün yapısal veya şekilsel bozukluğu nedeniyle kanal tedavisi’nin tam yapılamaması,
  • Diş üzerinde çıkarılamayan bir restorasyonun varlığı nedeniyle kanal tedavisi yapılamaması,
  • Kanal tedavisi sırasında alet kırıldıysa, kırılan aletin mutlaka çıkarılması gerekiyorsa, aleti çıkarmak amacıyla,
  • Yapılmış kanal tedavisine rağmen hastanın ağrısının devam ettiği durumlarda,
  • Diş kökünde kist oluşan vakalarda,
  • Diş kökünün kemik içerisindeki 1/3 uç kısmının kırılması durumlarında.

Apikal Cerrahi Nasıl Yapılır ?

  • Öncelikle temiz bir ortam hazırlanır.
  • İşlem yapılacak dişin kök ucunun üzerindeki kemiğe ve kök ucuna ulaşabilmek için dişeti kesilerek sahanın üzerinden uzaklaştırılır. Açığa çıkarılan kök ucu kesilir ve tüm enfekte çevre dokuları temizlenir.
  • Kök kanalının ucu tıkanır. Dişeti yerine yerleştirilir ve dikiş atılır.
  • Birkaç ay sonra kökün etrafındaki kemik iyileşmiş ve tüm beliriler kaybolmuş olmalıdır
Kistler ve Apikal Rezeksiyon

Kök ucu ameliyatından sonra dikkat edilmesi gerekenler:

  • Dudaklarınız kaldırarak yara yerini incelemeye çalışmayınız ve baskı uygulamayınız. Aksi halde dikişlerinizin açılma olasılığı mevcuttur.
  • Şişliği azaltmak için operasyon yapılan bölgeye operasyon sonrası 12 – 18 saatlik süreçte dışarıdan buz uygulayınız. Buzu 20 dakika uygulayıp 10 dakika yüzünüzden çekiniz.
  • Ertesi günden itibaren ılık tuzlu su veya doktorunuzun önereceği preparat ile gargara yapınız.
  • Ilık ve yumuşak gıdalar yiyiniz. İlk birkaç gün çiğneme yapmamaya çalışınız.
  • Dişlerinizi fırçalayınız ancak, fırçalarken özellikle operasyon bölgesine dikkat ediniz.
  • İlk birkaç gün şişlik (özellikle operasyon sonrası ikinci gün daha fazla olacak şekilde), hafif kanama ve renk değişimi normaldir. Bu bulgular zamanla azalarak kaybolur.
  • Doktorunuz önerdiği ilaçları düzenli olarak kullanınız.
  • Beklenmedik bir durumda (aşırı kanama, şişlik ve ateş artışı) doktorunuza başvurunuz.
  • 1 hafta sonra dikişlerinizi aldırınız.
  • İlgili bölgede günler yada haftalar sürebilen his kaybı söz konusu olabilmektedir.
  • ve 6. aylarda kontrol amaçlı olarak tekrar doktunuza başvurunuz.

TME (Temporomandibular Eklem) Cerrahisi

TME Cerrahisi

Vücudumuzdaki en hareketli eklemlerden biri çene eklemidir. Gün içerisinde konuşma, esneme, gülme, yeme içme esnasında çalıştığı için sürekli hareket halindedir. Temporomandibular eklem (TME) dediğimiz; lif, disk ve kemiklerden oluşan bu komplike yapıdaki herhangi bir düzensizlik ağrı, ağız açmada kısıtlılık ve çene kilitlenmesi gibi durumlara neden olur.

TMDlerde birçok belirti tek tek ya da birlikte görülebilmektedir. Bu belirtiler hafif şiddette olduğu gibi, hayat kalitesini etkileyecek şiddette de olabilmektedir. Eğer ;

  • Kulak ve şakak bölgesine yayılan şiddetli başağrınız varsa,
  • Esneme, sakız çiğneme esnasında eklem bölgesinde ağrı hissediyorsanız,
  • Yüzde tek taraflı şişlik,
  • Ani hareketlerde çenenin kilitlenmesi,
  • Yüz kaslarında spazm sonucu oluşan ağrı gibi belirtilerden bir veya daha fazlası mevcutsa diş hekiminiz eklem muayenesi yapacaktır. Bu muayenede problemin eklem ya da diş kaynaklı olduğu anlaşılır.

Temporomandibuler eklem (çene eklemi) rahatsızlıkları kısa süreli olabileceği gibi kronik seyirli ve hayat kalitesini etkileyecek kadar şiddetli olabilir. Temporomandibuler eklemin disfonksiyonu ve ağrının patofizyolojisi tam olarak anlaşılamamıştır. Stres ve depresyon bu hastalıkta oldukça etkilidir. Buna bağlı diş sıkma (bruksizm) nedeniyle çene ekleminde ağrı olabilir. Zor bir diş çekimi, travma nedenler arasındadır. Hastanın muayenesi, hikayesinin alınması, ağrının zamanlaması, yemek yeme ile olan ilişkisi, psikolojik durumunun sorgulanması ve dikkatli ağız ve çene muayenesi son derece önemlidir. Çene ağrısı hastanın “hayat kalitesini” çok etkiler. Yemek yerken duyulan şiddetli ağrı yemek yememe ile sonuçlanır, sürekli ağrı çekmek sinir sistemini zayıflatır ve mutsuzluk yaratır. Bu hastalar da kime gitmesi gerektiğini bilmedikleri için “ortopedi uzmanına (kemikle ilgileniyor diye), diş hekimlerine, kulak burun boğaz uzmanına (kulağa vuran ağrı olduğu için), nörolojiye, beyin cerrahisine kadar)” bir çok doktora gider ve genelde ağrı kesici ve kas gevşetici ilaçlar verilerek gönderilir. Ne kadar süre bu ilaçları kullanacakları, yumuşak gıda ile beslenmeleri gerektiği, aşırı esnemeden kaçınmaları, sakız çiğnememeleri, çekirdek yememeleri gerektiği (miktotravma nedenidir), dişlerini sıkıp sıkmadığı sorgulanmadığı için buna yönelik tedavi başlanması gerektiği gibi ek tedaviler hastaya söylenmediği için; elinde iki kutu ilaç verilip, önüne her gelen doktorun aynı tip ilacı verip gönderdiği için “MUTSUZ ve UMUTSUZ” bir hasta grubu ortada dolaşmaktadır. Bu nedenle çene eklemi ağrısı olan bir hastanın bir cerraha yönlendirilmesi uygun olur.

Ağrıya temel neden bu eklemin yapısında bulunan ince bir kıkırdak diskin bir nedenle yıpranması, yerinden oynaması, bağlarının zedelenmesi sonucu olmaktadır. Aynı diz eklemindeki halk tarafından bilinen “Menisküs” denilen kıkırdağa benzer yapıda bir yastıkçık vardır. Çene hareketi ile bu kıkırdak senkronize şekilde hareket ederek iki kemiğin birbirine sürtmesi önlenir. İşte bir zorlama anında (travma, zor diş çekimi, sürekli çene sıkmaya bağlı sıkışma, kıkırdağı yağlayan doğal olarak bulunan eklem sıvısında bozulma gibi nedenlerle ) bu yapı hasar görür. Son dönemlerde araştırmalar bizleri temporomandibuler eklemin biyolojik ve biyokimyasalparametrelerineyönelmiştir.

Akut travma, esneme hareketi, diş çekimi gibi nedenlerle temporomandibuler eklem ağrısı şikayeti ile başvuran hastalarda muayenemizde ağız açıklığında kısıtlılık yoksa, klik (ağzın açılması esnasında duyulan bir ses) yoksa, patolojik muayene bulgusu yoksa ve radyolojik olarak temporomandibuler eklemde patoloji saptanmamışsa, nonsteroid antienflamatuar ilaç kullanımı (ağrı kesici) ve yumuşak gıda ile beslenme önerisi ile kısa sürede iyileşmektedir. Ancak muayenemizde klik varsa, ağız açıklığında kısıtlılık varsa, semptomlar kronik seyirli ise, beraberinde bruksizm(diş sıkma) ve oklüzyon problemleri (diş yapısında bozukluğa bağlı dişlerin tam kapanmaması) de varsa ve radyolojik olarak patoloji tespit edilmiş ise o zaman tedavi stratejisinin iyi planlanması gerekir. Nedene yönelik tedavi planlanlanmalıdır.

Bu hastalık bazen yukarı da da anlatıldığı gibi psikolojik nedenlerle olan bir depresyon halinde, anksiyete halinde ortaya çıkabilir. Eğer hastanın öyküsü iyi alınmamış ise muayenede her şey normalmiş gibi görünür ve ağrının nedeni bulunamaz. Bu hikaye eğer hastadan öğrenilirse psikiyatri konsültasyonu ile hastanın psikiyatr ile görüşmesi sağlanır, bu sayede verilen ilaçlar hem psikolojik durumumuzu düzeltir hem de çene ağrısını tedavi eder. Aslında bu durumun temelinde yine kişinin fark edemediği diş sıkma (bruksizm ) vardır. Özellikle gece olan, gündüz pek fark edilmeyen çene sıkma sonucu özellikle uyandığında duyulan ağrı oluşur. Bu hastalar sabah ağrısı tarifler, gün içinde ağrıları azalır.

Diş sıkma (bruksizm) tarifleyen hasta fizik muayenede eğer uzun yıllardır bu durum mevcutsa ön dişlerinin aşınmasıyla anlaşılır. Diş sıkma durumunda dişler arasına yerleştirilen bir “ısırma plağı, ısırma splinti” çene eklemi üzerindeki baskıyı azalttığı için ağrıyı da azaltır, eklemin korunmasına ve hastalığın ilerlemesine de engel olur. Isırma splinti kişiye özel yapılır. Genellikle diş hekimlerince yapılır. Çenenin ölçüsü dişlerle özel bir macunun ısırtılması ile alındıktan sonra yumuşak veya sert (hastaya göre seçim yapılır) plak şeklinde bir splint hazırlanır. Hasta yatmadan önce dişlerinin arasına bı plağı yerleştirir ve uyur. Gece dişlerini sıkmaya çalıştığında bu plak sayesinde ekleme binen yük azalır ve eklem korunur.

Tedavi seçiminde tüm bu basamaklar tek tek sorgulanır. Önlenebilen nedenler ortadan kaldırılır. (diş sıkma, psikolojik destek, sakız çiğneme veya çekirdek kabuklu çerek yenmesinin engellenmesi gibi). Bundan sonra hastaya ve klinik deneyiminize göre bir tedavi planlanır. Eğer ağrı yok sadece çeneden ses geliyorsa bu önlemler alındıktan sonra çenenin korunması anlatılır ve ilaç verilmez. Ancak ağrı varsa mutlaka ağrının kesilmesi gerekir. Burada iki yaklaşım vardır. Birincisi kas gevşetici ve ağrı kesici ilaç verilir 6 hafta kullanması gerektiği anlatılır. 6 hafta sonunda kontrolde ağrı geçmişse sıkıntı yok, ancak ağrı geçmemiş ise görüntüleme yöntemlerine başvurulur ve eklem MR ile incelenir. Diskin yapısına göre ileri tedavilere geçilir. Diğer yaklaşım ilk muayenede MR istenip sonuca göre direkt tedaviye başlamaktır.

TME Cerrahisi

İleri tedavilerden ilki Hyaluronik asit (yüksek molekül ağırlıklı polisakkarit olup tip B snovyal hücrelerden sentezlenmektedir. Esas görevi kıkırdak dokunun korunması ve eklemin lubrikasyonunun (kayganlığı) sağlanmasıdır. ) tedavisidir. Ancak artrit durumunda eklemde seviyesinin azaldığı ve yapısının bozulduğu görülmektedir. Temporomandibuler eklem ağrısı ile gelen ve konservatif tedavi (ameliyat düşünülmeyen) planlanan, cerrahi endikasyon konmamış, ancak nonsteroid antienflamatuvar ve kas gevşetici ilaçlardan fayda görmemiş olan hasta grubunda hyaluronik asit tedavisi o dönemdeki artritten diski koruyacak ve kalıcı dejenerasyondan hastayı koruyacaktır.

Bu hastalık grubu ile uğraşacak kliniğin hastaya yaklaşımı çok önemlidir. Bir çok hasta bize başvurduğunda nonsteroid antienflamatuar ve myorelaxan ilaçların yanlış endikasyon ve yanlış şekilde uygulandığını gördüm. Detaylı TME(çene eklemi) muayenesin ve anamnezinin (hastalık öyküsü) yapılmaması nedeniyle oklüzyon bozukluklarının, bruksizmin atlanması sonucu aylarca ilaç kullanımı sonrası TME ağrısı ile hastalar mutsuz bir şekilde yaşamaktadırlar.

Nedene yönelik tedavinin planlanması bu rahatsızlığın tedavisinde ön önemli adımdır. Oklüzyon problemi varsa ortodontik yardımın gerekliliği, bruksizmin altında yatan bir majör depresyon nedeniyle psikiyatrik desteğin gerekliliği, yine bruksizm nedeniyle ısırma plağı ve botox uygulamalarının mevcut tedaviye yardımcı olabileceği ve multidisipliner yaklaşımın gerekliliği unutulmamalıdır.

Yine endoskopik olarak eklemin görüntülenmesi ve lavajı yapılması eklem içi serbest oksijen radikallerinin ortamdan uzaklaştırılmasına etkili olduğu daha önce yapılan çalışmalarda gösterilmiştir. Bu sayede hasta ağrıdan kurtulmakta ve konforlu bir hayat sürmektedir.

Tüm bu tedavilerden fayda görmeyen, artık çok şiddetli ağrısı olan ve ağız açıklığı 1-2 santimetreye kadar azalmış olan hasta grubunda açık çene eklemi ameliyatı gereksinimi olmaktadır. Bu durumda çoğu kez eklem kıkırdağı çıkarılır, yerine silikon veya otojen materyal (kişinin kendi dokusundan) bir yapı yerleştirilir. Bazen çene kemiğinden de eksizyon (çene eklemini oluşturan alt çene ucunun deformasyonlu kısmının kesilerek çıkarılması) gerekebilir. Ancak ameliyatı en son çare olarak düşünürüz ve daha çok konservatif (ameliyatsız) izleriz.