Protez

Gülüş Tasarımı

Gülüş Tasarımı

Yüzünüzdeki gülümseme, karşınızdaki insanlarla kurulacak sıcak bir diyaloğun ilk adımıdır. Sağlıklı ve kendine güvenen bir ifade ve gülümseme ile etkileyici olmak mümkündür. Yüzyıllar boyunca düzgün ve beyaz dişler, yüz güzelliğinin sembolü olmuştur. Doğal diş yapınız buna uygun olmayabilir ancak son yıllarda kullanılan teknoloji ve diş hekimliğindeki gelişmelerle estetik bir gülüşe sahip olmanız hiç de zor değil. Kendiniz için biraz zaman ayırmanız, sağlığınız ve görünüşünüz açısından olduğu kadar kendinize güveninizin artması açısından da önemlidir.

Son yıllarda öne çıkan bir kavram olan estetik diş hekimliği; dişlerin ve ilişkide bulunduğu ağız ve yüz bölgesinin bir bütün olarak değerlendirilip, sağlık ve kozmetik açıdan ele alınmasını ilke edinmektedir. Burada diş hekiminin bilgi ve tecrübesi kadar, sanatsal görüşü de önemlidir. Doğallığı yakalamak için yüz yapınıza uyumlu formda ve renkte dişler yapılmalıdır. Hiçbir zaman duvar gibi dümdüz ve doğallıktan uzakta bembeyaz dişler estetik olarak kabul edilmez. Buradaki esas nokta, çene ve diş yapınızın elverdiği ölçülerde, sizin de beğeneceğiniz doğal görünümlü dişler elde etmektir.

Gülüş tasarımında ele alınabilecek birçok nokta vardır. Her hastaya göre bu kriterler değişmektedir. Cinsiyet, yaş, meslek, ten ve saç rengi tasarımı etkileyen kriterlerdir.

Gülüş Tasarımı

Gülüş tasarımı, hekimlik ve sanatın birlikte uygulanarak, size özel ideal gülüşünüzü yenilemektir. Sizin birtakım kişisel istekleriniz ile sağlık ve doğallığı da birleştirerek sağlıklı bir gülüşü planlamaktır.

Gülüş Tasarımına Nereden Başlanır ?

Size yakışan estetik gülüş ifadesini belirlerken diğer faktörler:

  • Yüz Hatlarınız
  • Cinsiyetiniz
  • Yaşınız
  • Gülüş simetrisi
  • Dişlerinizin sıralanışı ve renkleri
  • Dudaklarınız
  • Dişetleriniz

Gülüş tasarımına ilk önce yüz hattınızın hangi geometrik şekle uyduğu tespit edilerek başlanır. Kişinin yüzündeki hatlar dişin hangi formda seçilmesi gerektiğinin şifrelerini içerir. Aşağıda belli başlı yüz şekilleri ve bunlara uygun diş formları görülmektedir:

Yüz Diş Formları

Erkek ve kadın anatomisi birbirinden farklıdır. Erkeklerde yüz hatları daha keskin ve belirgindir. Alın burun, çene ucu orantısı kadın yüzüyle farklılıklar gösterir. Kadınlarda geçişler daha yumuşak burun ve kaş kemerleri daha siliktir. Dişlerde de aynı paralellik vardır.

Kadınlarda :

  • Dişlerin köşeleri daha yumuşak döner,
  • Gülme hattı yukarı doğru kavislidir,
  • Ortadaki iki diş yandaki dişlerden biraz daha uzundur,
  • Komşu dişlerin köşeleri arasında minik aralıklar vardır.
Kadınlarda Sağlıklı Diş

Erkeklerde :

  • Komşu dişler daha düz bir hatta birleşirler,
  • Dişlerin hatları daha belirgindir,
  • Gülme hattı daha düzdür.
Erkeklerde Sağlıklı Diş

Kaç Tür Gülüş İfadesi Vardır?

Genel olarak gülüş ifadeleri üç ana başlıkta toplanır. Bu temel kategoriler de kendi içlerinde değişik varyasyonlara sahiptir:

1-Çekici Gülüş (Sexy Smile) Bu kategoride ön dişler yan dişlere göre farkedilebilir derecede uzundurlar. Aslında genç bireylerde durum zaten böyledir, ön keserler ilk süren dişler olduğundan zamanla yıpranırlar ve boyları kısalır. Bu da beraberinde yaşlı bir görünüm getirir. Çekici bir gülümsemeye sahip olabilmeniz için ön dişler diğerlerine oranla daha uzun olmalıdır. Ön dişlerin bu şekilde dizaynı size genç, dinamik ve çekici bir gülümseme kazandıracaktır. Bu kategori genç yaştaki bireyler için uygundur.

Gülüş Tasarımı

2-Entellektüel Gülüş (Sophisticated Smile) Dişler yatay düz bir çizgi üzerine sıralanmışlardır. Entellektüel gülümseme yüze olgun ve bilgili bir ifade verir. Bu gülümseme yüzün alt kısını daha çok vurgular. Genç yaşlarda dişler ilk sürdüğünde uzunlukları birbirinden farklıdır. Orta yaşlarda ise dişler eşit boylardadır. Estetik dişhekimliği sayesinde bu dezavantajlı durumu avantaj haline getirebilir ve olgun, bilgili ve entellektüel bir gülüş tasarımı yapabiliriz.

3-Sportif Gülümseme (Sporty Smile) Entellektüel ve Çekici gülüş arasındadır. Orta kesici dişler yan kesicilerden çok az miktarda uzundur. Sportif gülümseme tasarımı, yüzünüze sıradışı, içten ve sıcak bir ifade kazandırır, Bu gülümseme entellektüel gülümseme kadar ciddi ifadeli değil, çekici gülüş dizaynı kadar da çocuksu ve genç değildir.

Diş Beyazlatma

Diş Beyazlatma

Diş ağartma, dişlerdeki koyu ,rengin çeşitli yöntemler kullanılarak açılması işlemidir. Estetik dişhekimliği yöntemleri arasında sıklıkla başvurulan bir yöntemdir. Beyazlatma işlemi sonucu ; çay, kahve, sigara .. vs kullanımıyla birlikte ya da zamanla kendiliğinden oluşan renk değişimlerinde dişler geçici olarak beyazlar.

Zamanla dişlerin mineral yapısındaki bozulmalara bağlı olarak mine tabakası daha gözenekli bir yapı halini alır. Bu yapı dişlerde pigmentasyona uygun bir ortam hazırlayarak diş renginin koyulaşmasına neden olur. Ayrıca çay, kahve, sigara, tetrasiklin türevi antibiyotikler ya da aşırı flor alımı dişlerin renginde değişikliklere neden olabilmektedir.

İşlemden önce hastanın beyazlatmaya uygun olup olmadığı incelenir ve hangi tip beyazlatma uygulanacağına karar verilir. Dişeti hastalıkları, aşınmış diş mineleri, çürükler ve gebelik diş beyazlatmada engel teşkil etmektedirler. Böyle durumlarda diştaşları temizlenip, dişetleri sağlıklı bir hale getirilir, mevcut çürükler tedavi edilir, gerekli tüm tedaviler tamamlanıp dişler beyazlatmaya uygun hale getirilir. İşlemde kullanılan kimyasallar, çürüklerden içeri girerse pulpayı zedeleyip aşırı ağrı ve hassasiyete neden olabilir.

Beyazlatmanın ofis ve ev tipi olmak üzere 2 çeşidi bulunmaktadır;

Ofis tipi beyazlatma

Muayenehanede gerçekleşitirilen ofis tipi beyazlatmada %15-35 hidrojen peroksit kullanılır. İşlemden önce dişetlerine koruyucu bir jel sürerek buradaki olası zararlar elimine edilir. Daha sonra beyazlatma ajanı dişlerin ön yüzeylerine sürülerek yaklaşık 30-60 dakika beklenir. Ofis tipi beyazlatmayla hızlı sonuç alabilmek mümkündür. Bazı durumlarda seans sayısı arttırılabilmektedir. Hekimin kullanacağı bir ışık kaynağı ya da lazer beyazlatma sürecini biraz daha hızlandırabilir.

Ofis Tipi Beyazlatma

Ev tipi beyazlatma

Ev Tipi Beyazlatma

Daha düşük konsantrasyonlu malzemeler kullanılarak uzun sürede ama daha kalıcı sonuç elde etmek mümkündür.

Bunun için hastadan ölçü alınarak dişlerin yapısına uygun bir plak hazırlanır. Hasta beyazlatma jelini evde bu plak içine yerleştirerek kullanacaktır. Plak rahatça takılacak ve günlük yaşamı olumsuz etkilemeyecek şekilde yapılmaktadır. Bu yöntemle günde yarım saat ayırarak uzun süreli beyazlatma sağlamak mümkündür. Genelde birkaç hafta süren bir uygulamadır. Ev tipi beyazlatmada hekim, sonucu değerlendirmek ve hassasiyeti kontrol etmek için hastasını takip etmek isteyebilir.

Profesyonel diş beyazlatma risk taşımayan bir işlemdir. Uygulamaların % 95’i başarılı sonuçlar vermekte ve kişinin alışkanlıklarına bağlı olarak 2-3 yıl kadar sürebilmektedir. Nadir durumlarda diş hassasiyeti ve diş eti irritasyonu oluşabilmekte ancak bu durum kısa sürede normale dönmektedir.

Beyazlatmanın sonucu dişlerin yapısına ve lekenin çeşidine göre değişir. Çoğunlukla sarı lekelenmeler gri olanlara göre daha çabuk beyazlar. Porselen kuronlar, laminat venerler ve protezler beyazlatmanın uygulanmadığı bölümlerdir. Lekenin çeşidi, kulllanılan beyazlatıcı ajanın gücü, uygulama süresi ve sıklığı, elde edilecek beyazlatmanın derecesini etkiler. Burada önemli olan bembeyaz dişler elde etmek değil, kişinin cilt, saç, göz rengine uygun beyazlatma elde etmektir. Aşırı beyazlamış dişler bazı kişilerde yapay bir görüntüye de neden olabilmektedir. Bunun için istenilen tona ulaşana kadar adım adım beyazlatma, işlemi uygulanmalıdır.

Dişteki renkleşmeler şu şekilde gruplara ayrılabilir;

  • Dış kaynaklı renkleşmeler; Lekeler sadece diş minesi yüzeyindedir. Beslenmeye bağlı olarak oluşur. Çay, kahve, kola, koyu renkli meyve suları, kırmızı şarap gibi içecekler ve domates salçası, şeftali gibi yiyecekler dişte yüzeysel renkleşmeye neden olurlar. Bu tür lekelerde beyazlatma işlemi başarılı sonuçlar verir.

  • İç kaynaklı renkleşmeler; Dişin mine tabakasının altındaki dentinde oluşan renkleşmelerdir. Çocuklukta kullanılan tetrasiklin türevi ilaçlar ve aşırı florid kullanımı ya da annenin gebelik döneminde kullandığı bazı antibiyotikler nedeniyle oluşabilir. Rengin açılması çok yavaş olur ya da hiç olmaz.

  • Yaşlılık nedeniyle oluşan renkleşmeler; İlerleyen yaşlarda dişteki mine tabakası aşınarak alttaki dentin tabakasının koyu rengini yansıtır. Aynı zamanda yıllar içinde iç ve dış kaynaklı renkleşmeler de görülebilir. Böyle durumlarda beyazlatma işleminden başarılı sonuçlar elde edilebilir.

  • Kanal tedavisi görmüş dişlerde renkleşme; Kanal tedavisi sırasında dişin kökünde bulunan ve dişi besleyen sinirin kanaldan uzaklaştırılmasıyla diş canlılığını yitirecek ve zamanla parlak, canlı rengini de kaybedecek, sararacaktır. Bu tür renkleşmelerde pulpa odasına yerleştirilen beyazlatma ajanı dişte 3 gün bekletilir. İstenilen sonuç elde edilene kadar işlem tekrarlanır. Bu şekilde özellikle ön bölgede tek başına kalmış koyu renkli dişler beyazlatılır. Genellikle olumlu sonuç alınır.

    Uygulanan bütün beyazlatma yöntemleriyle geçici bir beyazlık elde edilmektedir. Dişlerin yapısı, kişinin beslenme alışkanlıkları ve işlem sonrası önerilere ne kadar dikkat edildiğine bağlı olarak 2-3 sene sonra tekrarlanması gerekir. Dişeti çekilmesi sonucunda açığa çıkan diş kök yüzeylerine, dişeti rahatsızlığı olan hastalara, gebelik ya da emzirme döneminde olan hastalara uygulanmaz.

  • Hastanın kendi uyguladığı yöntemler; Eczane, market ya da internetten temin edilen çok çeşitli beyazlatma ürünü bulunmaktadır. Hekimin kontrolü altında olmayan bu tür yöntemler dişetlerinde sızıntı ve tahrişe neden olur. Ayrıca yutulduğu taktirde vücuda zarar verebilir. Kişi bu şekilde dozu ayarlayamadığı için de ürünün etkisi azalır. Çoğu beyazlatıcı özelliğe ship diş macunları da içerdiği sert granüller nedeniyle dişte aşınmaya ve hassasiyete neden olur.

  • Beyazlatma işlemi sonrasında; hekim uygulamanın etkinliğini gözlemlemek ve dişteki hassasiyeti kontrol etmek için hastayı görmek ister. Bu aşamada hasta da hekimin tavsiyelerine uyarsa başarılı sonuçlar elde edilir. Sonuç alınamayan nadir durumlarda da porselen laminat uygulaması hastanın memnun olabileceği bir tedavidir.

Porselen Lamina Veneer

Porselen laminalar ön grup dişlerdeki çapraşıklık, düzensizlik, renkleşme gibi durumlarda uygulanan ve tam estetik sağlayan materyallerdir. Beyazlatma (bleaching) ile çıkarılamayan lekeler, dişlerin arasında boşluk bulunan, dişlerin birbirleriyle uyumsuz olduğu ya da hafif çapraşıklıkların olduğu durumlarda porselen laminalar uygulanır.

Lamina venerlerin kullanımı son yıllarda oldukça yaygındır. Kozmetik dişhekimliğinde sıklıkla uygulanır. Dişe tutunma kimyasal yöntemlerle sağlandığı için sağlamlık açısından bir sorun oluşturmazlar. Porselen laminalar gerek fiziksel özellikleri, gerekse ışığı yansıtma özelliğinden dolayı dişin doğal yapısını taklit ederek mükemmele yakın sonuç vermektedirler.

Porselen laminalarla beyazlatmadan sonuç alınamayan durumlar, aşırı asitli içecek tüketimi sonucu aşınmış dişler, dişlerin aralıklı olması, belli bir dereceye kadar olan çapraşıklıklar bir hafta içinde tedavi edilebilir.

Porselen Lamina Veneer

Tedavi aşamaları öncelikle kapsamlı bir muayeneyle başlar. Bu aşamada sizin istekleriniz doğrultusunda hekiminiz neler yapılabileceği konusunda sizi bilgilendirecektir. Dişlerin hazırlığı lokal anestezi altında olduğu için herhangi bir ağrı hissetmeniz mümkün değildir. Anestezi sağlandıktan sonra özel frezlerle dişlerin ön yüzeyinden çok az bir aşındırma yapılarak laminaların yerleşeceği yüzey elde edilir. Daha sonra dişlerin ölçüsü alınırak laboratuara gönderilir. Laboratuar aşaması ortalama 5 günlük bir süreçtir. Bu süre zarfında dişlerinize geçici kompozit dolgular yapılarak hem görüntü hem de fonksiyon sağlanır. İkinci seansta porselen laminalar hazırlanan yüzeylere yerleştirilerek görüntü açısından değerlendirilir. Bu aşamada beklenilen sonuç elde edilmişse dişlerin yapıştırılması işlemine geçilir. Yapıştırmada ışınla sertleşen özel yapıştırıcılar kullanılır.

Porselen laminalar pürüzsüz bir yüzeye sahip oldukları için renkleşmelere karşı dayanıklıdırlar. Oluşabilecek herhangi bir leke de kolaylıkla çıkarılabilmektedir. Işık geçirgenliği de doğal dişi taklit ettiği için son derce doğal bir görünüme sahiptirler.

Porselen Lamina Veneer

Porselen laminaların dezavantajı maliyetlerinin yüksek olmasıdır. Estetik açısından ele alındığında tek diş yeterli olmayabilir. Bu da birden fazla dişin lamina ile restorasyonunu gerektirdiği için maliyeti arttıracaktır. Eğer hasta için bu bir dezavantaj değilse güzel ve etkili bir gülümsemenin en uygun yolu olarak düşünülebilir.

Yapıştırma işlemi diş sayısına göre değişir. Diş başına 10-15 dakika olarak hesaplanabilir.

Yapıştırmanın ardından 7-10 gün kadar soğuk hassasiyeti olabilir. Bu geçici bir durumdur. Dişlere alışma da biraz süre alabilir.

Porselen laminalar ağız hijyenine dikkat edildiği taktirde 8-10 yıl ağızda kalır. Tabii ki bu süre sert yiyecekler, bazı parafonksiyonel alışkanlıklar (kalem ısırma, tırnak yeme, diş gıcırdatma) nedeniyle kısalabilir. Düzenli diş hekimi kontrolü çok önemlidir. Laminaların bakımı da doğal dişlerde olduğu gibidir. Diş fırçalama ve diş ipi kullanımı birlikte önerilmektedir.

Metal Desteksiz Tam Seramaik Kuronlar

Metal Desteksiz Tam Seramaik Kuronlar

Dişlere doğal görünümünü sağlayan ışık geçirgenliğidir. Seramik kuronlarda alt yapıdaki metal nedeniyle ışık kırılması olur ve diş mat bir görünüm alır. Metal desteksiz kuronlarda ışık geçirme özelliği doğal dişe yakın olduğu için yapay görüntüden uzaklaşılır.

Tam seramik kuronlarda alt yapı olarak zirkonyum ya da güçlendirilmiş porselen kullanılır. Son yıllarda estetik ve sağlamlığı birarada bulundurduğu için metal desteksiz tam seramik kuronlar daha çok tercih edilmektedir. Metal seramik restorasyonlara göre birçok avantajı bulunmaktadır;

  • Özellikle estetik gerektiren ön bölge dişlerinde ışık geçirgenliğinden dolayı doğal bir görüntü verirler. Metal destekli kuronlar ne kadar iyi yapılırsa yapılsın tam estetik sonuç elde etmek zor olabilir.

  • Metal destekli restorasyonlarda mekanik simantasyon yapılır. Tam seramiklerde ise dual siman dediğimiz mekanik ve kimyasal yapıştırıcılar kullanılır. Tutuculuğu arttıran bu yöntemde dişin düşerek kırılması gibi kötü sürprizlerle karşılaşmamış oluruz.

  • Metal porselenlerde alt yapıda kullanılan nikel, bazı hastalarda alerjik reaksiyonlara neden olabilmektedir. Tam seramiklerde kullanılan malzemeler ağız içi dokularla tamamen uyumludur.

  • Metal porselenlerde görülebilen diş- dişeti sınırındaki koyu renkli çizgi tam porselenlerde görülmez

  • Diş eti çekilmesinde metal porselenler kötü bir görüntü oluştururken metal desteksiz porselenlerde böyle bir risk söz konusu olmamaktadır.

Zirkonyum Kron ve Köprüler

Zirkonyum Dişler

Uzun yıllardır porselen uygulamalarında dayanıklılık için, porselen dişin altına metal bir alt yapı kullanılmaktaydı. Bu metal alt yapının diş etleri, ağız kokusu, genel vücut sağlığı ve en önemlisi estetik yönden sakıncaları olduğu bilindiğinden, porselen alt yapısında metale alternatif bir malzeme arayışı yıllardır sürmekteydi. Daha önce tıbbın diğer alanlarında başarıyla kullanılan zirkonyum ’un diş hekimliğinde porselen metalin yerine uygulanması ile yeni bir devir açılmış oldu.

Çünkü bu yeni zirkonyum alt yapılı porselen kaplamalar diş eti problemi ve alerji yapmamasının yanında, ışık geçirme özelliği ile doğal dişlere yakın estetik ve fonksiyonu yakalamamızı sağlamaktadır.

Zirkonyumun üzerine porselen konularak yapılan kuron (kaplama) ve köprüler Ceramic ve Zirkonyum kelimelerinin birleştirilmesinden oluşan CERCON kısa adı ile anılır. 900 Mpa-1200 Mpa dirence sahip sistem en yüksek fiziksel değerlerin yanında ışık geçirme özelliği doku uyumu ve birçok değişik endikasyonu kapsayarak diş hekimliğinde yepyeni bir dönem başlatmıştır.

Materyalin başarısı tıp ve endüstri alanında kanıtlanmıştır. 1988 yılında başlayan araştırmalar sonucunda 2002 yılı başından itibaren klinik uygulamalara tüm dünyada geçilmiştir. Bu yeni uygulama ile hastada metal-seramik ve tam seramik restorasyonlarda oluşan estetik kaygılar kesinlikle ortadan kalkmaktadır.

  • Tek diş kuron restorasyonları
  • Muhtelif köprüler
  • İmplant üstü kron-köprü çalışmalarında kullanılabilir.

Bügüne kadar, zirkonyum oksit üretimdeki yüksek maliyeti nedeniyle dental uygulamalarda kullanılmıyordu. Zürih Federal Teknoloji Enstitüsü tarafından geliştirilen bir proje sayesinde zirkonyum oksit ekonomik bir şekilde diş hekimliğinde kullanılabilir hale gelmiştir. Zirkonyum 1960’lı yıllardan beri tıpta da kullanılmaktadır. Yapılan uzun süreli çalışmalar ile materyalin güvenilirliği kanıtlanmıştır.

Zirkonyum başta kalça eklem protezleri olmak üzere vücudun çeşitli bölgelerinde çeşitli amaçlarla kullanılmış ve bugüne kadar herhangi bir yan etkisi veya zararının olmadığı, alerji yapmadığı saptanmıştır.

Kron Dişler

Zirkonyum, yüksek ısılara, darbelere dayanıklı, hafif, ısı ve elektrik iletmeyen, ışık geçirebilen bir elementtir.

Ayrıca ağızda tad bozukluğuna, dişeti problemlerine ve ağız kokusuna yol açmayan sağlıklı bir materyaldir.

Dişlerinizde alınan ölçü ile hazırlanan model üzerine dişlerinizin bir mum modeli hazırlanmakta. Bilgisayar destekli bir cihaz (CAD CAM) bu modelden aldığı bilgiler doğrultusunda zirkonyum oksit bloğu aşındırarak dişlerinizin alt yapısını hazırlamaktadır. Freze edilen blok renk seçimine uygun olarak yapı içine işleyen özel bir boyu ve teknik ile renklendirilir. Boyanan alt yapılar, üzerine uygun renkte seramik yerleştirilerek diş formu verilir ve cila işlemi ile çalışma tamamlanır.

Artık ileri teknoloji ürünü olan zirkonyum oksit ile metal desteksiz güçlü ve estetik protezler başarıyla yapılabilmektedir.

Kullanıcılar için Cercon uygulamalarının bazı önemli avantajları da bulunmaktadır. Zirkonyum oksit alt yapı üzerine yerleştirilen cercon seramiği yiyecek atıklarının ve mikroorganizmaların diş yüzeyine tutunma oranını düşürmektedir. Böylece iyi bir ağız hijyeni sağlanmaktadır. Zirkonyum oksit ısıyı iletmez, sıcak ve soğuk yiyecekler aldığınızda dişlerinizde hassasiyet meydana gelmez.

Zirkonyum ’un en önemli özelliklerinden biri de anti bakteriyel niteliğidir. Zirkon yapı içerisinde bakteri yerleşemez ve üreyemez. Dolayısıyla protez ayağı dişlerin korunması ve ağız kokusu oluşturmaması nedeni ile de son derece avantajlıdır.

Zirkonyum Metal Destekli Kron

Sonuç olarak denilebilir ki; Cercon, modern diş hekimliğinin temel gereksinimleri olan estetik, sağlamlık, doku uyumu ve doğallık konularında bugüne kadar ulaşılan en yüksek kaliteye sahip üründür.

Metal Destekli Kronlar

Tek ya da çoklu diş eksikliklerinde çeşitli alt yapılardan destek alınarak hazırlanan, orjinal dişi taklit ederek fonksiyon ,estetik ve fonasyon amaçlı kullanılan yapay dişlerdir. Alt yapı ne olursa olsun, üst yapı porselenden hazırlanır.

Porselen kuron - köprülerde alt yapı olarak çeşitli metal alaşımlar, zirkonyum ya da güçlendirilmiş seramikler kullanılır. Metal alt yapılı porselenler geleneksel olarak uygulanan kaplamalardır. Ancak günümüzde estetik olarak daha ön planda olan metal desteksiz çözümler de sıklıkla kullanılmaktadır. Alt yapının materyali, fonksiyon ve estetik durumlar düşünülerek seçilir. Ön bölge restorasyonlarda metal desteksiz porselenler daha iyi sonuç verirken , estetik açıdan sorun yaratmayacak arka bölgelerde metal- seramik restorasyonlar tercih edilebilir.

Lokal anestezi altında boşluğun her iki yanındaki dişlerde, gelecek olan porselene yer sağlamak amacıyla aşındırma yapılır ve eğer dişeti uygunsa ölçü alınarak laboratuara gönderilir. Dişetleri problemli durumda ise ölçü alınmadan önce iyileşmesi için 1-2 gün dinlendirilir. Bu aşamada tuzlu su gargarası ya da çeşitli preparatlar iyileşmeyi hızlandıracaktır. Dişler kesildikten sonra oluşacak olan hassasiyeti önlemek ve görünümü düzenlemek amacıyla geçici dişler hazırlanır. Bir sonraki seansta porselen köprünün yan dişler ve dişetiyle uyumu, rengi ve yükseklik kontrolü amacıyla bir prova yapılır. Provada herhangi bir sorun görülmediği taktirde dişler simante edilir.

Metal Destekli Kronlar

Ağızdaki tek ya da bir çok dişi içeren boşluk varlığında karşıt ya da yan dişler, zamanla boşluğa doğru yer değiştiriler. Mesela alt bölgedeki diş eksikliğinde üstteki dişler zamanla aşağıya doğru sarkarlar. Bu boşluk kapanmadığı sürece üst dişler yer değiştirmeye devam eder ve ileriki dönemlerde dişin kaybedilmesine bile neden olabilir.

Dişler neden kuronlanır ?

  • Kanal tedavisi sonrası canlılığını ve beslenmesini kaybederek güçsüzleşen dişin korunması ve güçlendirilmesi gereken durumlarda,
  • Kanal tedavisi nedeniyle dişlerde oluşan renkleşmelerde,
  • Dolgu için yeterli diş dokusunun bulunmadığı çürük/ kırıklarda,
  • Hassasiyete neden olan kırık ve çatlaklarda,
  • Erozyon (aşınma) nedeniyle dişin korunması gerektiğinde,
  • Diş sıkma ve gıcırdatma (bruksizm) nedeniyle oluşan aşınmalarda, dikey boyutun yükseltilmesi ve dişlerin korunması amacıyla,
  • Dişler arasındaki konum ve düzey farklılıklarında estetik bir görüntü elde etmek amacıyla dişler kuronlanır.

Restorasyonlarda Kullanılan Malzemeler;

  • Alt yapıda nikel-krom alaşımları kullanılır. Çeşitli kuvvetlere karşı dayanıklı malzemelerdir ancak alerji, soğuk-sıcak hassasiyeti, dişeti renkleşmeleri gibi dezavantajları bulunmaktadır.
  • Üst yapıda porselen kullanılır. Rengi doğal dişlere benzer. Biyolojik olarak doğal diş yapısına çok uyumlu bir malzemedir. Ağız içi kuvvetlere dirençlidir ancak yine de kırılabilir bir yapıdadır. Porselen yüzeyinde gerekli cila işlemi yapılmazsa karşıt dişlerde aşınmalar görülebilir.
  • Kompozit de porselen gibi doğal diş rengindedir ancak porselen kadar dayanıklı değidir. Bu yüzden geçici kuron olarak kullanılmaktadır.

Dişin Hazırlanması ve Kuronun Simantasyonu

Dişin Hazırlanması

Kanal tedavisi yapılmış olan dişlerde destek doku yeterli değilse fiber ya da metal post kullanılarak kanaldan destek alınır. Bunun üzerine kompozit dolgu yapılarak eksik diş dokusu tamamlanır. Daha sonra dişler kesilip küçültülerek ölçüye hazır hale getirilir. Dişin hazırlanması lokal anestezi altında, hasta hiç ağrı hissetmeyecek şekilde yapılır. Bu aşamada dişetlerinin durumuna bakılarak ölçü alınır. Eğer dişetleri enfekteyse ya da aşırı kanama mevcutsa ölçü bir sonraki seansa bırakılır. Kuronun laboratuarda hazırlanma aşamasında hastanın estetik ve fonksiyonunu karşılamak amacıyla geçici kuron takılır. Ölçü sonrasında yaklaşık 7-10 gün içinde kuron yapımı tamamlanır. Porselen kuronun dişe ve komşu dişlere olan uyumuna bakılır. Eğer hekim ve hasta açısından uygunsa daimi olarak yapıştırılır.

Simantasyon sonrasında çoğu zaman hasta bir hafta içinde kuronlara alışır. Ancak bazen sıcak- soğuk hassasiyeti ya da çiğnemede zorluk olabilmektedir. Hekimin gerekli gördüğü durumlarda kuron çıkartılıp alttaki dişlere kanal tedavisi yapılarak problem giderilir.

Kuron yapıştırılmasından sonra hasta ağız bakımına özen göstermelidir. Dişin kaplanması dişin çürümesini, dişeti rahatsızlıklarını engellemez. Bu yüzden diş fırçalama ve diş ipi kullanımına devam edilmelidir. Zamanla dişle kuron arasındaki yapıştırıcı çözülerek kuronun yerinden oynamasına neden olabilir. İhmal edildiği taktirde aradaki boşluktan yemek artıkları girerek temizlenemeyecek ve ağız kokusu ve çürüğe neden olacaktır. Böyle bir durumda hasta vakit geçirmeden hekimine başvurmalıdır. Diş ve dişeti uyumuna göre ya kuron yerine yapıştırılır ya da diş tekrardan kaplanır.

Sert besinler, diş sıkma- gıcırdatma , tırnak yeme gibi parafonksiyonel alışkanlıklar kuronların kırılmasına ya da hasar görmesine neden olmaktadır.

Ağız hijyenine dikkat edildiği ve düzenli aralıklarla dişhekimi kontrolü sağlandığı taktirde kuronlar 8-10 yıl ağızda kalabilir.

Kuron - Köprü Protezlerinin Bakımı Nasıl Yapılmalıdır ?

  • Kuron- köprüler geleneksel olarak uygulanan tedavi şekilleridir. Hijyen kurallarına dikkat edildiği taktirde 8-10 yıla kadar kullanılabilmektedir.
  • Kuron- köprü protezleri de doğal dişler gibi sabah ve akşam olmak üzere günde iki kere fırçalanmalıdır. Düzenli fırçalanmadığı taktirde zaman içinde mikrobiyal dental plak porselene yerleşerek hem dişler hem de dişetleri için sağlıksız bir ortam oluşturur.
  • Porselen köprüler için özel dizayn edilmiş diş ipleri mevcuttur. Her gün düzenli olarak diş ipi kullanmanız gövde altında besin birikmesini engelleyerek optimum hijyen sağlar. Hem de besin artıklarından kaynaklanan kötü ağız kokusunu önlemiş olursunuz.
  • Yeni porselenlerinize alışmanız zaman alabilir. Alışma sürecinde yumuşak besinlerle beslenmeli ve yiyeceklerinizi küçük lokmalar halinde yemelisiniz. Sert ve kabuklu gıdalar porselende kırık ve çatlaklara neden olabileceğinden daha dikkatli tüketilmelidir.

Kuron- Köprü Protezlerinin

Avantajları

  • •Çok çeşitli renk alternatifleriyle doğal bir görünüme sahiptirler.
  • Genellikle 2 ya da 3 seansta tedavi tamamlanır.
  • Dikkatli ve hijyenik kullanıldığında uzun ömürlü olurlar.
  • Diş eksikliğinde estetik, fonksiyon ve konuşma açısından olumlu sonuçlar verirler.

Dezavantajları

  • Dayanak dişler kesildiği için bir hafta- on gün kadar soğuk ve sıcağa karşı hassas duruma gelirler.
  • Bir köprü için en az iki sağlam dişin kesilmesi gerekecektir.
  • Hijyen kurallarına dikkat edilmezse dişler ve dişetleri enfeksiyona yol açabilir.

İskelet Protezler

İskelet Protezler

Ağızda birkaç diş varlığında da parsiyel (bölümlü) protez yapılır. Burada tutuculuk kalan dişlerden sağlanır. Ancak bazı durumlarda tutuculuğu sağlayan metal kroşeler (teller) estetik olarak kötü görüntüye neden olabilmektedir. Eğer hasta için estetik ön plandaysa kroşelerin görünmediği, içten bağlantı yapılan hassas tutuculu protezler yapılabilir. Bunun için kalan dişlerin porselen kuronla kaplanması gerekir.

Total ya da bölümlü protezlerin 5-8 yılda yenilenmesi gerekir. Zamanla ağız dokusunda oluşacak değişiklikler protezlerin tutuculuğunu etkiler. Hasta protezlerine ne kadar iyi baksa da ağız içindeki değişimlerin önüne geçilemez. Bu nedenle zamanı geldiğinde yeniden yapılmaları gerekir.

Protezlerin bakımı için yemeklerden sonra sabunlu suyla temizlenmesi gerekir. Gece yatmadan önce diş fırçasıyla da temizlenip su dolu bir kaba bırakılır. Bu hem protezlerin açıkta kalıp şekillerinin bozulmasını önler hem de ağız dokularının dinlenmesini sağlar. Ayrıca eczanelerde satılan özel tabletlerle daha etkili bir temizlik sağlanabilir.

Total Protezler

Ağızda hiç diş kalmadığı durumlarda yapılan protezlerdir. Halk arasında ‘damak’ olarak da bilinmektedir. Dişsiz çenede kemik dokusundan destek alınarak yapılır. Tutuculuğu protezle çene kemiği arasındaki vakum sağlamaktadır. Materyal olarak akrilik adı verilen malzeme ve plastik ya da porselen dişler kullanılır.

Total protez implantın uygulanamadığı durumlarda kullanılır. Özellikle daha önce protez kullanmamış hastalar için kullanımı zordur. Günümüz şartlarında implantın tercih edilebildiği durumlarda çok fazla tercih edilmemektedir. Hastanın rahatı ve sağlığı açısından düşünüldüğünde implant uygulaması daha çok yaygınlaşmıştır.

Total Protezler